Tükekici hakiki bir zeytinyağı almak istediğinde aklında haklı olarak aklında bazı şüpheler oluşur. Bunlar zeytinyağı donar mı, bozulur mu, rengi nasıl olmalıdır, asit ve polifonöl oranı kaç ise normaldir gibi. Normal şartlarda zeytinyağları zamanla hem bozulur hem de belirli derecede donması gerekir.
Zeytinyağının rengi, kokusu gibi etkenler de aldığınız yağın test edilmesi için önemli bir kıyastır ama tek başına kanıt değildir. İçeriğindeki asit ve polifenöl oranı da çok önemlidir, fakat tek başına lezzet demek değildir. Sadece meyvenin ne kadar sağlıklı ve hızlı işlendiğini gösterir.
Zeytinyağı şarap gibi bekledikçe güzelleşen bir ürün değil, aksine taze tüketilmesi gereken bir besindir. Işık, yüksek ısı ve oksijenle temas ettiği sürece zeytinyağı hızla okside olur ve ranasidite denilen bozulma sürecine girer.
Bozulmuş bir yağda taze meyve kokularının yerini boya, bayat kuruyemiş veya rutubet benzeri ağır kokular alır. Zeytinyağı içindeki polifenollerin koruyucu etkisi zamanla azaldığı için, uygun şartlarda bile olsa 18-24 aydan sonra yağın besin değeri minimuma iner. Her zaman karanlık, serin ve kapağı sıkıca kapalı şekilde muhafaza etmelisiniz.
Zeytinyağı şişelerinin üzerindeki tarih, genellikle bir son kullanma tarihi değil, tavsiye edilen tüketim tarihi olarak belirtilir. Bu tarihten sonra yağ sizi zehirlemez ancak üreticinin garanti ettiği o nefaseti, vitamin değerlerini ve aromayı kaybetmeye başlar.
Yağın kullanımı konusunda karar vermeden önce koku ve tat testi yapmanız gerekir. Şişeyi açtığınızda boya, ranzıman (bayat kuruyemiş), rutubet veya ağır bir yağ kokusu alıyorsanız yağ okside olmuş demektir. Bir miktar yağı dilinize değdirin. Eğer damağınızda aşırı bir yağlılık hissi ve itici bir tat bırakıyorsa o yağ artık yemeklik vasfını yitirmiştir.
Eğer yağın tarihi geçmiş ve duyusal özellikleri bozulmuşsa (oksidasyon başlamışsa), bu yağı asla sıcak yemeklerde veya çiğ tüketimde kullanmamalısınız. Bozulmuş yağdaki serbest radikaller, sağlığa yarardan çok zarar verebilir. Bozulmuş ve tarihi geçmiş ama henüz çöp olmamış yağı bazı alanlarda değerlendirebilirsiniz.
Eski deri ayakkabılarınızı, çantalarınızı veya kemerlerinizi parlatmak ve yumuşatmak için kusursuz bir malzemedir. Ahşap kesme tahtalarınızı veya bahçe mobilyalarınızı yağlayarak ömürlerini uzatabilirsiniz. Eğer miktar fazlaysa, bu yağı geleneksel yöntemlerle ev yapımı temizlik sabununa dönüştürebilirsiniz. Menteşelerdeki gıcırtıyı kesmek için kimyasal spreyler yerine bu yağı kullanabilirsiniz.
Zeytinyağının ideal tüketim ömrü, üretim (sıkım) tarihinden itibaren genel olarak 1.5 ile 2 yıl arasındadır. Türk Gıda Kodeksi’ne göre de ambalajlı zeytinyağlarında tavsiye edilen tüketim süresi genellikle 24 ay olarak belirlenir.
Berraklaştırılmış filtreli ve posasından arındırılmış yağlar, uygun şartlarda 2 yıla kadar nefasetini koruyabilir. İçinde zeytin parçacıkları ve meyve eti barındırdığı için bu parçacıklar zamanla dibe çöker ve bozulmaya (fermantasyona) neden olabilir. Filtresiz yağların 6 ay içinde tüketilmesi önerilir.
Zeytinyağının ömrü, şişenin üzerindeki tarihten ziyade sizin onu nasıl sakladığınızla doğrudan ilişkilidir. Erken hasat ve yüksek polifenollü yağlar, içindeki doğal antioksidanlar sayesinde kendilerini oksidasyona karşı daha iyi korurlar.
Aldığınız yağın tarihinin geçmesini beklemek yerine, onu en verimli haliyle korumanız en verimli davranıştır. Şişeyi mutlaka ışık almayan bir dolapta saklayın. Ocak yanına veya kalorifer yakınına koymayın 18-20 C idealdir. Kapağını her kullanımdan sonra sıkıca kapatın. Hava, zeytinyağının en büyük düşmanıdır.
Zeytinyağının ömrünü uzatan en iyi dostu koyu renkli cam şişeler veya laklı tenekelerdir. Şeffaf plastik veya güneş ışığı alan cam şişelerde yağın ömrü birkaç ay içinde tükenebilir, oksijenle temas ettiği anda oksidasyon bayatlama süreci başlar. Kapağı açık kalan veya sürekli sıcak bir mutfakta ocağın yanında duran yağın ömrü hızla kısalır.
Saf ve natürel sızma bir zeytinyağı, doğası gereği soğukta donma ve kristalleşme gösterir. Genellikle +4 derecenin altındaki sıcaklıklarda yağın içinde beyaz parçacıklar oluşmaya başlar ve sıcaklık daha da düşerse tamamen katılaşabilir.
Her donan yağın % 100 saf olduğu ya da donmayan yağın sahte olduğu yönündeki kanı her zaman doğru değildir. Yağın donma hızı ve şekli, içerdiği yağ asitlerine ve zeytinin cinsine göre değişkenlik gösterir.
Üreticiler için hakiki yağ, dalından kopan meyvenin en kısa sürede soğuk sıkımla şişelenmiş halidir. Önemli olan, donan yağın oda sıcaklığına geri döndüğünde tadından ve kokusundan bir şey kaybetmeden eski akışkan haline geri dönebilmesidir.
Zeytinyağının donma noktası içindeki yağ asitlerinin yapısına bağlı olarak değişkenlik gösterse de genellikle +4 ile +10 santigrat derece arasında kristalleşmeye başlar. Sıcaklık 0 dereceye yaklaştıkça yağ tamamen katılaşarak tereyağına benzer bir form kazanır.
Donma, yağın içindeki oleik asitlerin soğuğa verdiği doğal bir tepkidir ve ürünün kalitesine zarar vermez. Donan yağ, oda sıcaklığında kendiliğinden çözüldüğünde yapısı ve besin değeri bozulmadan eski akışkan haline geri döner. Üretim sürecimizde, yağın bu doğal döngüsünü korumak için uygun iklimlendirme koşullarını her zaman önceliklendiririz.
Zeytinyağı asit oranı, aslında yağın içindeki serbest yağ asitlerinin (oleik asit cinsinden) toplam ağırlığa olan oranını ifade eder. Elde edilen değerler zeytin meyvesinin daldan koparıldığı andan sıkım anına kadar geçen sürede ne kadar iyi korunduğunun en net göstergesidir.
Eğer zeytinler bekletilir, ezilir veya fermente olursa asit oranı yükselir. Taze ve sağlıklı meyveler ise her zaman düşük asitli sonuçlar verir. Bizim için asit oranı sadece bir rakam değil, bahçedeki bakımın ve üretimdeki titizliğin bir göstergesidir.
En kaliteli sınıf olan Natürel Sızma zeytinyağı için yasal üst sınır %0,8 asidite değeridir. Butik ve yüksek kaliteli bir üretimde hedef her zaman %0,1 ile %0,3 arasındaki düşük değerlere ulaşmaktır.
%0,8 ile %2,0 arasındaki yağlar Natürel Birinci, %2,0’nin üzerindekiler ise doğrudan tüketime uygun olmayan "Lampante" sınıfına girer. Sağlık ve lezzet odaklı bir tüketiciyseniz, etiket üzerinde %0,4 ve altındaki değerleri görmeniz ideal kaliteyi yakaladığınız anlamına gelir.
Gerçek ve kaliteli bir zeytinyağını anlamak için yapılan ev tipi testler (su testi, dondurucu testi vb.) sadece ön fikir verir, kesin sonuç doğurmaz. En geçerli ve profesyonel testler, laboratuvarlarda yapılan asitlik, peroksit, UV ışığında emilim ve yağ asidi kompozisyonu analizleridir.
Akredite paneller tarafından yapılan duyusal tadım testi, yağın kusurlu olup olmadığını belirleyen en kritik aşamadır. Bir üretici olarak, her parti hem cihazlarla analiz ediyor hem de uzman tadımcıların onayından geçirerek şişeliyoruz.
Zeytinyağındaki acılık ve genizdeki yakıcılık sanılanın aksine bir kusur değil, yağın içindeki yüksek polifenol miktarının en somut kanıtıdır. Özellikle erken hasat edilen yeşil zeytinlerden elde edilen yağlarda bulunan "oleuropein" bileşiği, dile doğrudan bir acılık verir.
Oleokantal bileşimi boğazda biber yakmasına benzer bir his uyandırır. Duyusal özellikler, yağın antioksidan kapasitesinin ve tazeliğinin bir göstergesi olup, sağlığa en faydalı bileşenlerin orada olduğunu kanıtlar niteliktedir. Eğer yağınızda hiç acılık yoksa, muhtemelen çok geç hasat edilmiş veya polifenol değerlerini işlem sırasında kaybetmiş bir ürün tüketiyorsunuzdur.
Zeytinyağı, sudan daha düşük bir özgül ağırlığa sahiptir ve oda sıcaklığında (20°C civarında) yoğunluğu yaklaşık 0,916 g/cm³ olarak ölçülür. Yoğunluk farkı nedeniyle zeytinyağı suyla karıştığında her zaman üste çıkar ve bu fiziksel özellik üretim aşamasında yağı posasından ayırmak için kullanılır.
Sıcaklık arttıkça yağın yoğunluğu azalır ve daha akışkan bir yapıya bürünür. Soğudukça yoğunluğu artarak katılaşmaya başlar. Kaliteli bir yağın yoğunluğu, içindeki yağ asidi dengesini yansıtır.
Zeytinyağının rengi, sanılanın aksine doğrudan bir kalite göstergesi değil, zeytinin hasat zamanı ve cinsinin bir sonucudur. Erken hasat edilen yeşil zeytinlerden elde edilen yağlar klorofil baskınlığı nedeniyle yeşil tonlardayken, olgunlaşmış zeytinlerden çıkan yağlar karotenoid etkisiyle altın sarısı rengini alır.
Sektördeki profesyonel tadımcılar, rengin yanıltıcı olmaması için tadım esnasında koyu mavi bardaklar kullanırlar. Önemli olan rengin güzelliği değil, kokunun ve tadın tazeliğidir. Rengi sarı veya yeşil olması yağın hakiki olduğu anlamına gelmez, sadece meyvenin hasat edildiği dönemi yansıtır.
Sahte zeytinyağını anlamak ne yazık ki sadece bakarak veya dondurarak her zaman mümkün değildir. Günümüzde tağşiş yöntemleri oldukça karmaşık hale gelmiştir. Bir yağın kokusu ağırlaşmışsa, tadı damakta mumsu bir tabaka bırakıyorsa veya taze bitki kokuları yerine sadece yağ hissi veriyorsa sahteliğinden şüphelenilmelidir.
Gerçek zeytinyağını anlamak için kesin sonuç laboratuvarda yapılan yağ asidi kompozisyonu ve sterol analizleri ile test yapılması gerekir. Güvenilir bir üreticinin analiz raporlarını sunabilmesi ve ürünün fiyatının piyasa gerçeklerinin (zeytin maliyeti + işleme) çok altında olmaması, sahte üründen korunmanın en temel yoludur.
Zeytinyağı tağşişi, saf zeytinyağına daha ucuz tohum yağlarının karıştırılması veya düşük kaliteli yağların renklendiricilerle sızma gibi gösterilmesiyle yapılan büyük bir hiledir. Tarım ve Orman Bakanlığı, bu hileyi yapan firmaları düzenli olarak Taklit ve Tağşiş Listesi üzerinden kamuoyuna duyurarak tüketicileri korumayı hedefler.
Econaturel olarak biz, bu listelerin düzenli takip edilmesini ve analiz raporu sunamayan, piyasa fiyatının çok altında satılan yağlardan uzak durulmasını öneriyoruz. Gerçek zeytinyağı maliyetli bir üründür ve haksız rekabet ancak bilinçli tüketici ile engellenebilir.
Hacim ve ağırlık arasındaki fark, zeytinyağı ticaretinde en çok karıştırılan konulardan biridir. Zeytinyağının yoğunluğu 0,916 civarında olduğu için, 1 kg zeytinyağı yaklaşık 1,09 litreye tekabül eder.
1 litrelik bir şişeyi zeytinyağı ile doldurduğunuzda, tartıda yaklaşık 916-920 gram civarında bir ağırlık görmeniz tamamen normaldir. Üretimde dolum yaparken, tüketiciyi yanıltmamak adına genellikle hacim birimi olan litre esas alınır. Ticari büyük sevkiyatlarda kantar ağırlığı (kg) üzerinden işlem yapılır.
1 Litre Zeytinyağının kaç kilo zeytinden çıkacağı, zeytinin cinsine, hasat zamanına ve bölgenin o yılki yağış miktarına göre değişir. Erken hasat döneminde, yani zeytinler henüz yeşilken, 1 litre yağ elde etmek için yaklaşık 7 ila 10 kilo zeytin işlemeniz gerekir.
Zeytinler karardığında ve olgunlaştığında kaç kilo zeytinden 1 litre yağ çıkma oranı 4 ila 5 kiloya kadar düşebilir. Yağın içindeki polifenol değeri de aynı oranda azalır. Bizim için miktar değil kalite öncelikli olduğunda, daha fazla zeytin feda ederek daha az ama çok daha değerli erken hasat yağı elde etmeyi tercih ediyoruz.
Mutfak ölçülerinde hacim ve ağırlık sıkça birbirine karıştırılsa da tartıdaki karşılığı net olarak söyleyebiliriz. Standart bir yemek kaşığı yaklaşık 15 ml hacim alır ve zeytinyağının özgül ağırlığı sudan hafif olduğu için bu miktar ortalama 13,5 ila 14 gram ağırlığa tekabül eder.
Gram hesabındaki küçük sapma, yağın sıcaklığına ve yoğunluğuna göre mikroskobik düzeyde değişiklik gösterebilir. Yemeklerinizde veya diyetinizde ölçü kullanırken, 1 yemek kaşığının yaklaşık 14 gram saf meyve yağı içerdiğini bilmek besin değerini hesaplamanızı kolaylaştıracaktır.
Zeytinyağı üretimi, meyvenin sadece fiziksel yollarla suyunun sıkılması işlemidir. Üreticiler buna kısaca zeytin suyu derler. Dalından özenle toplanan zeytinler önce yapraklarından arındırılıp yıkanır, ardından çekirdekleriyle birlikte hamur haline getirilmek üzere kırılır.
Oluşturulan hamur, 27°C'yi geçmeyen sıcaklıklarda soğuk sıkım olarak yoğurulduktan sonra dekantör adı verilen makinelerde merkezkaç kuvvetiyle prinasından (posasından) ve suyundan ayrıştırılır. Son aşamada ise filtrelenerek veya dinlendirilerek tortularından arındırılan yağ, tüm doğallığıyla şişelenmeye hazır hale gelir.
Polifenol, zeytinyağını ilaç katmanına taşıyan bir bileşen olduğundan polifenol oranı ne kadar yüksekse, yağın antioksidan gücü o kadar fazladır. Polifenol oranı yüksek olan yağ, geniz yakar ve dili acıtır. Standart sızma yağlar 100-150 mg/kg civarındadır.
Yüksek polifenollü sağlık beyanlı Avrupa Birliği standartlarına göre bir yağın sağlık beyanı taşıyabilmesi için en az 250 mg/kg polifenol içermesi gerekir. Erken hasat edilen ve doğru sıkılan Memecik gibi türlerde bu oran 500 mg/kg ile 800 mg/kg üzerine çıkabilir.